
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barosso, Türkiyedeki laiklik ve başörtüsü tartışmalarına taraf olmayacaklarını belirterek, AB yolundaki reformlara odaklanılmasını istedi.
Barosso, PKK/Kongragele karşı mücadelesinde, Türkiyenin yanında olduklarını ve olacaklarını kaydederken, Kıbrıs konusundaki tarihi fırsatın kaçırılmaması gerektiğini bildirdi.
İfade özgürlüğünde daha fazla mesafelerin kat edilmesinin zaruret olduğunu vurgulayan Jose Manuel Barosso, ayrıca 301inci maddenin parlamentoya gelişinin kendilerini memnun ettiğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın resmi davetlisi olarak Türkiyeye gelen AB Komisyonu Başkanı Barosso, buradaki temasları dahilinde TBMMyi ziyaret etti. Başbakan Erdoğan ve kabine üyelerinin yanısıra CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve DTPlilerin de hazır bulunduğu Meclis Genel Kurulunda milletvekillerine seslenen Jose Manuel Barosso, Türkiyenin ABye üyeliği konusunda değerlendirmelerde bulundu.
İçinde bulunulan döneme karşı Türkiyenin sorumluluklarının arttığını belirten Konuk AB Komisyonu Başkanı, ortak geleceğe dair umutlarının arttığını kaydetti. Türkiyenin, geleceği olarak AByi belirlediğine işaret eden Barosso, "AB-Türkiye arasında siyasi, ekonomik ve kültürel anlamda bağlılık ilişkisi vardır ve eskiye dayanmaktadır" diye konuştu.
AB Komisyonu Başkanı, AByle ilişkilerin derinleşerek devam ettiğini vurgularken, 2005 yılından bu yana müzakerelerin başarıyla sürdüğünü söyledi. "6 fasılda müzakereler açıldı, daha fazla fasıl açılacak ve kuvvetlenecektir" diyen Jose Manuel Barosso, "Türkiyenin Avrupa vizyonunu destekliyoruz. Kafkaslar, Ortadoğu ve Balkanlardaki bağları ile yoğun bir bilgi kaynağı olan Türkiye, Avrupa için kilit roldedir" şeklinde konuştu.
Barosso, Türkiyenin Soğuk Savaş döneminin ardından merkez ülke konumuna geldiğini belirterek, ülkenin en istikrarsız bölgede demokrasi ve istikrar adına önemli bir rol oynadığına işaret etti.
Müslüman nüfusun çoğunluğunu teşkil ettiği ülkenin kökten dinci eğilimlere alternatif olduğuna dikkat çeken Jose Manuel Barosso, Türkiyenin medeniyetler ittifakında önemli bir unsur olduğuna temas etti. Konuk AB Komisyonu Başkanı Barosso şöyle dedi: "Reformlar, dönüşümler, Türkiyeyi yabancı yatırımcılar için cazibe merkezi haline getiriyor. Bunlar karşılıklı ilişkilerin gelişmesi, iş hacminin artması bakımından mühimdir.
"İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNDE DAHA FAZLA MESAFE KAT EDİLMELİ"
ABye üyelik, ülkelerin güçlerini azaltmak yerine arttırmakta, etkili kılmaktadır. Bizler, ABnin gururlu vatandaşları olarak ülkemizi seviyor ve hizmet ediyoruz. Barış, demokrasi ve özgürlük süreciyle AB uyumludur, çelişmez. Birlik, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları üzerine kuruldu."
İfade özgürlüğünün demokrasinin varlığı için temel önemde olduğunun altını çizen Jose Manuel Barosso, bu alanda daha fazla mesafe kat edilmesini istedi. Barosso, sivil ve asker ilişkisinde sivillere yapılan vurgunun artmasını talep ederek kadın, çocuk haklarının ve kültürel hakların geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
"301İNCİ MADDEYLE İLGİLİ PARLAMENTODA ÇALIŞMA BAŞLATILMASI MEMNUN EDİCİ"
Sözü 301inci maddedeki değişikliğe getiren AB Komisyonu Başkanı, söz konusu maddenin Avrupa sistemiyle aynı seviyeye gelişinin büyük önem taşıdığını belirtti; bu anlamda parlamentoda çalışma başlatılmasını memnun edici bulduğunun altını çizdi.
Türkiyede laikliğe dayalı tartışmaların varlığına işaret eden Barosso, AB Komisyonunun konuya taraf olmasının beklenmemesi gerektiğini kaydetti. Manuel Barosso, başörtüsü ya da türban olarak nitelendirilen ayrışmada da ABnin herhangi bir standardının bulunmadığını ifade etti ve kararın kadınlara ait olduğunu söyledi.
Barosso, Türkiyenin enerjisini reformlara harcamasını istediklerini belirterek, parlamento yoluyla toplumun genelinin dahil edileceği bir katılım sürecinin kendileri için değerli olduğunu vurguladı.
"TÜRKİYENİN TERÖRLE MÜCADELESİNDE YANINDA OLACAĞIZ"
Terör kurbanlarını ve hasarlarını anladıklarını kaydeden Jose Manuel Barosso, Türkiyenin terörle mücadelesinde yanında olacakları, destek verecekleri vaadinde bulundu.
PKK/Kongragelin bir terör örgütü olduğunun altını çizen konuk AB Komisyonu Başkanı, örgütle mücadeleye devam edileceğini belirtti; Güneydoğu bölgesinde sosyal ekonomik hakların ileri noktalara taşınmasını istedi.
"KIBRISTA TARİHİ FIRSAT YAKALANDI; KAÇIRILMAMALIDIR"
Kıbrıstaki sorunun çözümü için tarihi bir fırsatın yakalandığına dikkat çeken AB Komisyonu Başkanı Barosso, adadaki sorunun çözümünün Avrupaya da katkıda bulunacağını, ortak menfaatlere hizmet edeceğini ifade etti. Bölünmüşlüğün AB açısından kabul edilemeyeceğini de aktaran Barosso, Lokmacı Köprüsünün açılmasının tarihi önemde olduğunu kaydetti.
Türkiyenin adadaki soruna önemli bir çözüm getireceğinin altını çizen Jose Manuel Barosso, ele geçirilen fırsatın kaçırılmaması gerektiğini dile getirdi.
Barosso, AB ve Türkiye arasındaki karşılıklı ihmaller nedeniyle projelerin askıya alındığını, ön yargıların oluştuğunu savundu. Türkiyenin reformları yerine getirmesinin ardından birlik üyelerinin oy birliğiyle karar vermesi gerektiğine vurgu yapan AB Komisyonu Başkanı, daha sonra katılım belgesinin imzalanabileceğini söyledi.
Türkiyenin AByle ortak menfaatlere odaklandığını bildiğini aktaran Manuel Barosso, birliğe üyelik için ülkede üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve siyasetin işbirliğine gitmesini istedi.
Jose Manuel Barosso, ABye üye devletlerden Türkiyeyle ilgili farklı sesler gelebileceğine işaret ederken, "Türkiye, bunlardan korkmamalıdır, demokrasiye, tartışmalara açık olmalıdır ve reformlara odaklanmalıdır" diye konuştu.
"TÜRKİYEDEKİ GELİŞMELERE KAYITSIZ KALAMAYIZ"
AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Türkiyenin ABye aday ülke konumunda olduğunu belirterek, "Beraberce çalışırken, sizler de Avrupa standartlarını görüyorsunuz, uygulanmadığını görüyorsanız böyle bir gelişmeye kayıtsız kalamayız" dedi.
Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, heyetlerararası görüşme sonrasında ortak basın toplantısı yaptı.
Başbakan Erdoğan, Türkiyeye AB Komisyonu Başkanı düzeyinde bir ziyaretin gerçekleşmesinin, Türkiyenin AB katılım sürecine verdiği önemi göstermesi bakımından ayrı bir anlam taşıdığını söyledi.
Erdoğan, komisyonun bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiyenin AB üyelik süreci desteğini sürdüreceğini belirterek, görüşmede Türkiye AB ilişkilerini tüm boyutlarıyla ayrıntılı bir şekilde ele aldıklarını, reform sürecindeki son gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulunduklarını belirtti. Türkiyenin AB katılım sürecindeki değerlendirmelerini ve yaşadığı sıkıntıları gözden geçirme imkanı bulduklarını ifade eden Erdoğan, "Türkiyenin geleceğe yönelik bu süreçte elinden gelen gayreti kararlılığı ortaya koyduğunu dile getirdik. Ülkemizin üyelik hedefini desteklemeye devam edeceğine inanıyoruz. Açılacak fasıllar konusunu da ele aldık. Önümüzdeki döneme yönelik olarak AB ile yürüttüğümüz müzakere sürecinin ortak hedefinin üyelik olduğunu, başka bir alternatif kabul edecemeyeceğimizi değerlendirdik" dedi.
Görüşmede, bazı uluslararası konuları ele alma fırsatlarının da olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Başta Nabucco Pojesi, enerji faslında müzakerelerin başlamasını önemsiyoruz. Enerji stratejimizin önemli unsuru Hazar, Orta Asya ve Orta Doğu enerjisinin dünya pisayalarına taşınmasıdır. Kıbrıs konusundaki görüşlerimizi de ifade ettik. Teknik müzakere süreciyle ilgili olmayan siyasi konuların karşımıza çıkarılmamasını arzu ettiğimizi ifade ettik. BM çerçevesinde kalıcı çözüm için gereken çabayı gösterme arzusunda olduğumuzu, her zaman bir adım önde olacağımızı ifade ettik. 21 Mart sürecinin bu noktada önemli olduğunu vurguladık. Sayın Barroso ile aynı fikirde olduğumuzu müşahade ettik. Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı, kuzeyden güneye geçişte yaşanan sıkıntıları değerlendirme fırsatımız oldu" diye konuştu.
Erdoğan, uluslarası toplumun ortak düşmanı olan terörizm tehdidini ele aldıklarını, düşüncelerinin örtüştüğünü görmenin mutluluğu içinde olduığunu belirtti.
"TÜRKİYEYİ DAHA İYİ ANLAMAYA GELDİM"
AB Komisyonu Başkanı Barroso ise Türkiyeye büyük bir saygı duyduğuna işaret ederek, konuşmasına şöyle devam etti: "Bu ziyareti 4 gözle bekliyordum. Sayın Başbakan ile birkaç ay önce görüşme fırsatımız olmuştu. Türkiyenin geleceğinin tartışıldığı böylesine önemli bir dönemde bulunmaktan memnuniyet duyuyorum. Oldukça dostane ve yapıcı bir diyalog içindeydik. İlk aşamadaki niyetim Türkiyedeki reformların teşvik edilmesi, cesaretlendirilmesiydi ki böylelikle ortak amaçlarımıza ulaşabilelim, başarılı olalım. Dinlemeye de geldim ve Türkiyeyi daha iyi anlamaya da geldim" şeklinde konuştu.
TÜRKİYEYİ CESARETLENDİRMEK İSTİYOR
Barroso, Başbakan Erdoğan ve hükümetine reformlara devam etmeleri yolunda teşvik edici sözler söyleyip cesaretlendirmek istediğine işaret ederek, "Türkiye bugün itibariyle bir adaya ülkedir. Karşılıklı olarak ortak sorumluluklarımız, menfaatlerimiz var. Ortak menfıaatlerimize yönelik beraber çalışmalar yaptık. Türkiyede olan bir şey AByi ilgilendirmeyen durumda olmaz. AB Türkiye için de önemlidir. AB persfektifi her zaman Türkiyede gerçekleşmiş olan olumlu dönüşümün bir itici gücü olmuştur. Ölüm cezasının kaldırılması, 301inci maddenin değiştirilmesine yönelik muhtemel gelişmeler olduğunu da duyuyorum. Türk toplumuna fayda sağlayacak gelişmeler. Eminim ki iki fasıl daha açılacaktır Temmuz ayından önce" dedi.
Yapılacak çok şeyin ve katedilecek çok yol olduğunu anlatan Barroso, "Reformların geçiriliyor olması çok önemli. İfade özgürlüğü, siyasi partiler, kültürel haklar, kadınların hakları, din özgürlüğü, sendikalar gibi demokrasinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarda Türk halkının menfaatleri için gelişme katedilmesi önemli. Bu çalışmalar geniş bir alana yayılmış toplumsal diyalog ve ödün içerisinde gerçekleştirilir.
Bu karmaşık süreç sadece hükümetler, diplomatlar ve bürokratlar arasında devam etmemekte. Oydaşma ortamı yaratmak, her iki tarafta da diyalog açısından çok önemlidir. Bu aynı desteğin Türk toplumundan ABden gelmesi çok önemlidir. Her iki tarafın da kazançlı çıkacak olması ortak çıkarlarımız için çok önemlidir" diye konuştu.
Barroso, Başbakan Erdoğanın yapıcı açılımlarını çok büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Kesimi Lideri Hristofyas arasındaki görüşmelerin çok olumlu olduğunu kaydetti.
Barroso, şöyle dedi: "Lefkoşedeki Lokmacı kapısının açılıyor olması çok önemli bir adımdı. 40 yıllık çatışmadan sonra AB içerisinde Kıbrısın birleşmiş bir ada haline gelmesi çok önemlidir. Bizler de iki toplum olarak bazen oldukça zor olan ödün verme aşamalarında bu süreci başarıyla atlatıp iyi neticeler elde edeceğimizi düşünüyorum."
Türkiyeye güven mesajı veren Barroso, "Bir güven mesajını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu büyük, güçlü ülkeye çok büyük güven duyuyoruz. Türkiyeye karşı ortak geleceğimize karşı çok büyük bir güven besliyorum" dedi.
"BÖYLE BİR GELİŞMEYE KAYITSIZ KALAMAYIZ"
Bir basın mensubunun, "Kapatma davasıyla ilgili tepkiler geldi. Türkiyeye gelişiniz de süreçle ilgili mesaj olarak algılandı. Kapatma davası açıldığında duygularınızı merak ediyorum. Şaşırdınız mı, bekliyor muydunuz? Laiklik bir din değildir demiştiniz. Niye böyle bir ifade kullanma gereği duydunuz" şeklindeki sorusunu ise Barroso, şu şekilde cevapladı:
"Öncelikle şunu söylemek isterim, şu anda Anayasa Mahkemesi görülmekte olan davayla ilgili detaylarına ilişkin yorumda bulunamam, bulunmamam da lazım. Türk toplumu için de önemli olduğunu düşünüyorum. Şu anda Türkiye aday ülke konumunda olduğu için beraberce çalışırken, sizler de Avrupa standartlarını görüyorsunuz, uygulanmadığını görüyorsanız böyle bir gelişmeye kayıtsız kalamayız. Bu davanın detaylarına yorum yapamam. AB komisyonunda beraberce çalışma sorumluluğuna sahibiz Türk yetkililerle. Avrupa standartlarının uygulanabildiğini görelim.
Ümit ediyorum ki Anayasa kararı hukukun üstünlüğü, Avrupa standartlarıyla ilgili olacaktır. Venedik Komisyonunun kararları çerçevesinde olacaktır. Evet doğrusu şaşırdım, böylesine bir süreci normal demokratik istikrarlı bir ülkede görmek çok da alışılmış bir şey değil.
DEMOKRATİK LAİKLİĞE DİKKAT ÇEKTİ
Kendi değerlerimiz ve ABdeki anlayışımızı sizinle paylaşabilirim. Laik kuralları uygulamanın farklı yol ve modelleri vardır. Dogmatik bir yapısı yok, farklı yolları var. Bu ayrımın belirlenmesi lazım. Bir birey, kadın olsun, erkek olsun bunu hissedebilmeli. Demokratik laiklikten bahsederken bir din yokmuş gibi davranamayız. Din vardır. Demokratik devletin de din özgürlüğüne saygı göstermesi gerekir. AB olarak bizim laiklik anlayışımız budur. Farklı hukuk sistemlerimizde aynı meseleyi farklı şekilde ele alıyor ve uygulamaya koyuyoruz ama meselenin özünde şu yatıyor. Bir bireyin haklarına saygı gösterilmesi gerekiyor. Mevcut dini inançlara hem saygı göstermiş olup hem de dinle kamu kuruluşları arasında en iyi ilişkiyi kurmamız mümkün olacaktır" şeklinde karşılık verdi.
Bir başka basın mensubunun, "301 reformlarından bahsetmiştiniz. ABnin mevcut taslak ile ilgili konumu nedir ?" sorusuna ise Barroso, "Bizler için en önemli şey ifade özgürlüğünün tam olarak temin edilmesi. İfade özgürlüğü, basın özgürülüğü ve genel anlamda ifade özgürlüğü bu çok önemli. Taslağa yorumda bulunamam. Parlamenter sürece girmiş durumda. İlk okuma sürecinde doğru yönde gittiğini söyleyebilirim" şeklinde cevapladı.
"GEREKİRSE GEREKLİ ADIM ATILIR"
Başbakan Erdoğan ise, "Parti kapatmayı zorlaştıracak düzenlemeyi geri çekmeyi düşünüyor musunuz ?" sorusuna ise, "Arkadaşlarım çalışmalarını sürdürüyor. Pazartesi günkü MKYKdan sonra genel başkan yardımcım gerekli açıklamaları yaptı. Süreç tüm yönleriyle ele alınmak suretiyle devam ediyor. Gerekirse böyle bir adım atılır, ama gerekmezse hukuki süreç aynı şekilde devam edecektir" şeklinde cevap verdi.
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
Açıklamaların ardından soruları yanıtlayan Başbakan Erdoğan, yabancı bir gazetecinin Anayasada parti kapatmayı zorlaştıran taslağı şimdilik askıya mı aldınız? şeklindeki sorusu üzerine, Şu anda arkadaşlar çalışmaları sürdürüyor. Bildiğiniz gibi pazartesi günü yapılan Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısından sonra değerli başkan yardımcım gerekli açıklamaları yaptı. Şu anda süreç bütün yönleriyle ele alınmak suretiyle devam ediyor. Belli bir noktaya geldikten sonra eğer gerekirse böyle bir adım atılır. Ama gerekmediği takdirde de hukuki süreç aynen izlenecektir dedi. Görüşmede, Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış ve AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn de hazır bulundu.
BARROSO VE REHN ANKARAYA EŞLERİYLE BİRLİKTE GELDİ
Öte yandan Ankaraya eşleriyle birlikte gelen Barroso ve Rehni Esenboğa Havalimanında Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan ve eşi, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı Marc Pierini ve Ankara Valisi Kemal Önal ile diğer yetkililer karşıladı.
AB yetkililerinin Ankaraya gelişinde Esenboğa Havalimanında yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı gözlendi.Ankara temaslarına Anıtkabiri ziyaret ederek başlayacak olan AB yetkilileri, daha sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından kabul edilecek ve Gülün vereceği öğle yemeğine katıldı. Barosso ve Rehn, öğleden sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi.
Komisyonu Başkanı Barroso daha sonra TBMMyi ziyaret etti. TBMM Başkanı Vekili Güldal Mumcu ile görüşecek olan Barroso, ardından genel kurula hitap edecek. Barroso, TBMMde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve DTP Grup Başkanı Ahmet Türk ile de görüşecek. AB heyeti, Başbakan Erdoğanın vereceği akşam yemeğine katılacak.Ankara Anlaşmasının imzalandığı 1963 yılından bu yana Türkiyeyi ikinci kez bir AB Komisyonu Başkanı ziyaret ediyor. İlk ziyareti, 2004 yılında, dönemin AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi yapmıştı.
www.sabah.com.tr
Toplam görüntülenme : 43
Arkadaşıma Gönder >>